Yerel Yönetimden Kentsel Yönetime

Yerel yönetim alanları kentsel alanlara dönüşüyor. Bunun somut nedenleri
var.

  • Kırsal kesim nüfusu kentlere göçüyor ve orada kalıcı yaşıyor
  • Kent merkezinde oturanlar kırsal alanla ilişkisini devam ettiriyor. Yaşam hem kentte hem taşrada sürüyor
  • İnsanlar kentte çalışıyor, kırsal alanda yaşıyor. Aynı şekilde kırsal da çalışıp şehirde de yaşayabiliyor
  • Sanayi, ticaret başta olmak üzere işletmeler kent varoşlarına, kırsal kesime yayılıyor
  • Ulaşım ağları geliştikçe ana kent ve çevre kentler birlikte gelişiyor. Arada kalan kırsal alanlar da geleceğin kenti olarak planlanıyor
  • Kentler imar sınırını aşmış şekilde kümelenerek kırsal alana yayılıyor ve yayılma da devam ediyor .

Kent bir yandan süratle coğrafyaya yayılırken, kırsaldaki insanlar kentlere
taşınıyor. Hızlı yayılma kent ile çevrenin bütün yönetilmesini zorluyor.
Yerel yönetimler de kent yönetimine doğru kayıyor.


Kent sadece iç dinamikleri ile genişleyip kırsal alana yayılmıyor. Baş
döndürücü küresel gelişmeler de kentin yayılmasında rol oynuyor.
Yönetimler birbirinden farklı yaklaşımlarla alana hizmet sunar. Yereldeki
kamu kesimi hizmetleri, kurumlar eliyle yıllık yatırım programları şeklinde
yürütüyor. Kamu, sektörel planlama ve gelişmeyi hedefler.
Yerel yönetimler kendilerine ayrılan kaynaklar ölçüsünde kısa dönemli
planlama yaparak halkın mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Yerel yönetim kente çevresi ile beraber bütün olarak bakamaz. Yetki
ve kaynakları da bütün bakışa izin vermez.


Geriye kentsel yaklaşım kalıyor. Artık kent yönetimi, yerel yönetimi de
içen alan kamu-sivil birlikteliği ile gelişmeyi üstlenmektedir. Üstlendikleri
yerel kalkınma, ekonomik ve sektörel olmaktan çıkıp insan odaklı hâle geliyor.
Yeni yaklaşıma göre, kentte ve çevresinde yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını
karşılamak, değerlerini yaşatmak, yaşam kalitesini yükseltmek,
geleceği bugünle bütünleştirmek kentte sürdürülebilir gelişmenin temeli
olmaktadır. Bugün kentin yeni dinamikleri şunlardır.

  • İnsan odaklılık
  • Geleceği bugünle bütünleştirmek
  • Sürdürülebilir gelişme
  • Yönetişim

Böylesi bir kentsel gelişmenin odağında yerel yönetimler yer almakta dır. Yerel yönetim etrafında kamu-sivil-özel kesimler yer alacaktır. Yeni durumda yerel yönetimlerin yeniden yapılanmaya geçmeleri elzemdir. İlerde, yerel yönetimler yerini kent yönetimine bırakarak yeni planlama anlayışına geçecektir.

Kırsal alanda göç, sanayileşme, ulaşım, turizm gibi sektörel gelişmelerin
sonucunda kentler ortaya çıkmıştır. Nüfusun ekserisi kentlerde yaşayınca
hizmetler kente kaymaktadır. Kenti yönetebilmek için yeni yönetim seçeneklerine
ihtiyaç duyulmaktadır. Kentler doğası gereği açık sistemlerdir.
Bugün de kırsalı içine alacak şekilde yayılmaktadır. Büyükşehir yönetimleri
de bu gelişmeyi karşılamaya yönelik geliştirilmektedir.

Kentler de her türlü iç ve dış etkilerin baskısı altındadır. Yine doğası gereği
dinamik yapıları vardır. Hızlı ve değişken yapısı gelişmenin motorunu
oluşturur. Kentsel yönetimler de o oranda esnek, hızlı ve üretken olmak
zorundadır.

Yeni yerel yönetimlerin amacı, kent merkezli alanda gelişmeyi sağlamaksa
bunu nasıl yapacaktır? Kent yönetimi kavram olarak kullanılsa da
resmi bir tanımlama yoktur. Ana organ belediye olmasına rağmen kentsel
alan yönetimi ve planlama tecrübesi yeni başlamaktadır.
Yerelde yönetim şekli, yerel yönetimlerden kentsel yönetimlere kaymaktadır.
Kent merkezi ve etrafındaki il ilçe alanı kent yönetimine açılmaktadır.
Kent merkezli alan yönetimine geçilmektedir. Stratejik kent yönetiminden
bahsedecek isek kır ve kenti birlikte düşünmeliyiz.

Kentler, yerel idare içerisinde en önemli yönetim alanı konumundadır.
Hangi ölçütlerden bakılırsa bakılsın kentler yerel idare sayılmaktadır. Yakın
gelecekte kent yönetimi, yerel idare yönetimi yerine kullanılacaktır. Nüfus
ve coğrafyasının gelişme eğilimi bunu göstermektedir.

Yerel yönetimler kentsel alan gibi yönetilmeye başlıyor. Üretimin, tüketimin,
yerleşimin bir arada olduğu yoğun, çarpık, düzensiz kent karmaşasının
temelinde kente özgü yönetim yapısının ve anlayışının olmaması yatmaktadır.
Kendine has özellikler taşıyan, özgün kentlerin olabilmesi için,
bünyesinde barındırdığı unsurları ayrıştırarak öncelikli tercihler yapmalıdır.
Her şeye bir arada sahip olmak isteyen kentler gelişemiyor. Bu bağlamda
kentlerin tarihi, sosyal, kültürel yapıları yönlendirici rol oynuyor.

Kentleşme, en açık şekilde sosyal, kültürel, ekonomik alanda kendini
göstermektedir. Kentlerin yönetimi de, planlanışı da bu alanların etkisiyle
şekillenecektir. Kentsel gelişimin itici güçleri de onlar olacaktır.