Planlamada Alan Yönetimi

Bütün planlar, alan dediğimiz bir coğrafya üzerine yapılır ve uygulanır.
Planlara kimlik ve varlık kazandıran uygulandıkları alandır.

Planlama alanı nasıl tespit edilir? Alanın seçim ölçekleri nelerdir? Belirlenen
alanda planı kim nasıl yapacak? Bu sorulara açıklayıcı cevaplar bulmaya
çalışalım.

1.10.1.Planlamada Ölçek Sorunu
Plan alanını belirleyen ölçeklerin ortaya konması temel adımdır. Yerel
alanda temel idari birim ilçedir. Dolayısı ile temel planlama alanı da ilçe
olmalıdır. İlçenin planlama açısından somut ölçütleri var mıdır? Ne yazık ki
bilimsel verilere dayalı, resmi kabul görmüş ilçe ölçeği bulunmamaktadır.
İlçeler yönetim şekli olarak birbirine benzeseler de ortak ölçütler henüz
tespit edilmemiştir.

Neticede ilçelerin kalkınma yol ve yöntemleri yöneticilerinin inisiyatifine
kalmaktadır. Şimdi de ilçelerin üzerine ilçe belediyesi oturmaktadır. İl,
ilçeler topluluğunun bütünüdür. İl üzerine büyükşehir belediyesi oturmaktadır.
Yeni durumda ilçenin önemi daha da artmaktadır.
Şimdi de ilçe ölçeğini oluşturmayan sebeplere bakalım.
İlçe ölçeği olmayışının nedeni il yönetimine bağlanmalıdır. Ülke düzeyinde
dengeli kalkınma, bölgesel gelişme, istatistiki veriler il ölçeğinde
tutulmaktadır. İlin gelişimi ve planlaması ilçeler üzerine oturmamaktadır.
İl planlamasının ülke planlaması gibi mekân kaygısı yoktur
İlçe tabanlı veri-bilgi-istatistik derlenmemekte ve tutulmamaktadır.

Örneğin bir ilçede kişi başı milli gelir hiç hesaplanmaz. Öyle olunca da
tahmini ve belirsiz bilgiler üzerinden planlama, gerçekçi olmamaktadır
İdari yapı ve sistemimiz ilçe üzerine oturmamaktadır. Kamunun bütün
fonksiyonları ilçe coğrafyasını esas alarak uygulanmamaktadır. İlçelerin
tek objektif ölçeği “ilçelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasına”
dayanır. İlçe bazlı kriterler dikkate alınmaz. Hâlbuki ilçe kamu,
yerel, sivil, özel kesimlerin buluştuğu, kalkınmanın dinamiklerine sahip
ortak yerdir. Böyle olduğu halde ülke göstergeleri ilçe üzerinden
tutulmamaktadır

Burada, ilçe kurulurken somut rakamlar yerine muğlak kriterler devreyi
girer. Coğrafi konum, iktisadi şartlar, kamu hizmet ölçütleri karar vericilere
kolay ilçe kurma hakkı verir.

Kaynakların yerele aktarıldığı, yerelin de ilçe üzerine oturduğu durumda
ilçe ölçeği olmadan yapılan planlamalar, beklenen kalkınmayı sağlayamazlar.

1.10.2.Planlamada Alan Sorunu
Planlı kalkınma dönemlerinde toplum kalkınması, yerel kalkınma, sektörel
gelişme, havza kalkınması, bölgesel kalkınma adlarıyla yürütülen
planlamaların coğrafi tabanı ilçeler olmuştur. Şimdi de stratejik planların
alanı ilçeler olmaktadır. Böylece ilçe tartışmasız alan yönetimi yanında alan
planlaması yerleri olmaktadır.

Planlama açısından ilçelere bakıldığında nasıl bir tablo bulunur? Şimdiye
kadar birbirinden kopuk iki ayrı plan modeli alana uygulanmaktaydı.
Biri, kamunun yürüttüğü sektörel planlamadır. Öteki belediyelerin yürüttüğü
imar alanları ile sınırlı mekânsal planlamadır. Stratejik planlama mantığı
gereği, ikisini de (alana ve mekân) içine alan çok boyutlu planlama yoludur.
İlçeler, komşu ilçeler ile etkileşim içinde, iç içe geçmiş, bölge ve il bütünlüğü
altında yer alırlar. Her ilçenin kendine özgü coğrafi, iktisadi, sosyal
gelişim farklılıkları var. Gelişmeyi besleyecek kaynak ve potansiyelleri farklıdır.
Ayrıca idari yapı ve yerleşim yönünden de farklılıklar gösterir. Görünen
yapı böyle iken yönetsel gelişmeler de ilçeyi şekillendirmektedir.
Merkez bir yandan yetkilerini yerele devrederken, öte yandan
e-yönetim ve bilişim sistemleri ile bilgi ve karar yönetimi merkezde
toplanmaktadır

Merkez yetkilerini yerele devrederken il merkezi, merkezileşmektedir
İlçelerde yetki ve yönetim çözülmesi yaşanmaktadır
Yukarıda merkezde merkezleşme, il merkezinde merkezleşme ile özetlenen
gelişme yaşanırken aşağıda ilçede dağılma gözlenmektedir. Bu gelişme
planlamada alan tartışması doğurmaktadır. Alana yakından bakalım.


İlçe düzeyi. İlçelerin içine bakıldığında hem yönetim hem yerleşim yönünden
kademeleşme görülmektedir. İlçe düzeyi, ilçenin genelini kapsayan
alanı ifade eder. Bütün bilgi ve veriler ilçe üzerinden üretilir. Yönetim
ve planlama ilçe üzerine oturur.

Kent düzeyi. Kent ilçe alanının hem yerleşim merkezi hem de yönetim
merkezidir. Genellikle ilçeler kent merkezi adıyla anılır. Kenti yöneten belediyenin
de kendi sınırı bulunur. Büyükşehir yönetimlerinde bu sınır ilçe
sınırı olmuştur.

Belde düzeyi. Merkezdeki belediye ile köyler arasında kalan nüfus büyüklüğüne
göre kurulan beldeleri belediye yönetir. Beldeler de kentler
gibi yönetilir. Belde sınırları belediyenin yetki alanıdır. Beldeler kırsal alan
veya taşra kabul edilir.
Köy düzeyi. İlçe; merkez, belde ve köylerin toplamından oluşur. Her ilçenin
köy dağılımı farklıdır. Büyükşehirlerde köyü olmayan ilçeler yer alır.
Köy, yerel yönetim olsa da kamu ağırlıklı yönetilmektedir.

Doğal alan düzeyi. Coğrafi yapı sonucu ilçelerde sahil, göl, sulak alan,
doğal alan bulunur. Buraları, bir veya birkaç ilçenin alanında kalabilir. Yönetim
şekli olarak; mücavir alan, kıyı, özel alan, milli park gibi yönetimler ile
yönetiliyor. Yönetim sınırları ilçeleri aşabiliyor.

İkincil yerleşim düzeyi. İlçe içinde kırsalda yerleşim kümeleri oluşuyor.
Sahil tamamen kent alanı oluyor. Yayla yerleşimleri, site yerleşimleri, kent
kümeleri doğuyor. Buralar yoğunluğu nedeniyle yeni yönetim talep ediyor.
Şimdi ilçe merkezinden yönetilmeye çalışılıyor.

Özel kullanım yerleri. İlçe içinde sanayi, ticaret, lojistik, imalat gibi özel
amaçlara hitap eden kullanım alanları doğuyor. Yönetim ve planlamaları
kendi içinde yürütülüyor.

İlçe içinde ayrışan alanlar ilçe sınırlarını aşan kendine özgü, yönetim ve
planı da beraberinde getiriyot.

Yukardaki açıklamalardan sonra ilçede, bütünlük içinde, bağımsız alan
kabul etmek ve üzerine planlama yapmak zorlaşmaktadır. Sözünü ettiğimiz
zorluklara rağmen ilçe dışında bir yönetim ve planlama da mümkün
görülmemektedir. Her ilin bütünlüğü içinde il şemsiyesi (planı) altında ilçelerin
planı kolaylıkla yapılır. Büyükşehir altında ilçe belediyelerinde kapsamı
olan ilçe hiyerarşik planı ilçe yönetimi ile iş birliği halinde yapılmalıdır.

1.10.3.Planlamada Alan Yönetimi
Aynı alana ayrı ayrı vizyon ışığında, ayrı amaçlara yönelik, ayrı ayrı plan
yapmanın zorluğu ortadadır. Her ne kadar il yönetimi tüzel kişiliğe haiz
olmasa da hizmet verdiği coğrafya ve yönettiği alanlarda stratejik planlamaya
açıkça ihtiyaç vardır. Öte yandan aynı il coğrafyasına hitap eden
tüzel kişiliği, karar organı olan seçilmiş belediyelerin stratejik plan yapması
kaçınılmazdır. Aynı zamanda yasal bir zorunluluktur.
İkili durum karşısında ne yapılmalıdır?
1. Kendisine görev verilen kamu hizmetlerini yapmak zorunda olan bir
Vali var. Vali, Kamu hizmetlerini verimli ve rasyonel sunabilmek için
stratejik plan yapmak zorundadır.
2. Öte yandan, beş yıllığına seçilen bir Büyükşehir Belediye başkanı var.
O da ili kapsayan stratejik plan yapmak zorundadır.
Valilik ve Belediye yönetimlerinin il coğrafyasında farklı görev ve sorumlulukları
olduğu, farklı kaynakları kullandıkları apaçık ortadadır. Plan
amaç ve hedefleri ortak belirlense bile uygulamaları ayrı ayrı olacaktır. Bu
da plan disiplinini bozacaktır. Mesela, okul yapımı için arsa tahsisi ve imar
planlaması belediyeye ait iken, kaynak Valilikçe sağlanmaktadır.
Ayrıca, her iki yönetimin hem yasal hem de uygulamada birbirinden
bağımsız hizmet ve görevleri bulunmaktadır (çöp toplama gibi). Böylesi görev ve hizmetler plan sistemi içinde nasıl ne şekilde yer alacaktır? Bir ilde
tek plan yapmanın ve uygulamanın zorlukları en baştan ortaya çıkmaktadır.

Bu ikilemde üç yol karşımıza çıkar.
1. İl Stratejik Gelişim Planını il yönetimi yapar, Belediye ona uyar. Belediyenin
içinde olmadığı, kendi varlığını ortaya koyamadığı plan bütüncül
olmaz.
2. Vilayet ve belediye yönetimleri ayrı ayrı plan yapar. Aynı il coğrafyasında
farklı amaç ve hedefleri olan plan uygulaması yönetim bütünlüğünü
bozar. Uygulamada çatışma ve çelişkiler doğar.
3. Eğer yönetimlerin yetki, görev ve sorumlulukları açık, net, sınırları çizilmiş
şekilde ayrılmış olsaydı idareler ayrı ayrı plan yapabilirdi. Fakat
mevzuat, uygulama ve halkın beklentileri idareleri iç içe, birlikte çalışmaya
zorlamaktadır. Ortak çalışma ortak plan yapma mecburiyetini
doğurmaktadır.
Yukarıdaki alternatifler arasında en uygun olan ortak plan yapma yolu
kalmaktadır. Valilik görev ve fonksiyonları ile belediye hizmetlerini bir potada
birleştirebilmek hiç de kolay olmayacaktır.
Burada plan hiyerarşisi devreye girer. Önce çerçeve stratejik planı yapılmalıdır.
Konuyu daha açalım.
Kamu organlarının başı olan vilayet sistemi ile yerel organların başı olan
belediye sistemi il vizyonunda buluşup paydaşlarında anlaştıkları ortak ve
tek bir plan yapmalıdır.
Bu plan görev ve fonksiyon paylaşımına dayalı “çerçeve stratejik gelişim
planı” olmalıdır. Yapılan plan, ‘’ kamusal mı olacak politik mi olacak? ‘’ endişesini
katılım ortadan kaldıracaktır.

Sonuçta planı kim yaparsa yapsın şu özellikleri taşımalıdır. 

  • Stratejik olmalı
  • Sürdürülebilir gelişmeyi hedeflemeli
  • İl-ilçe bütünlüğünü kapsamalı
  • Tüm sektörleri içine almalı
  • Bütün alanları işlemeli
  • Üst planlar (ülke, bölge) ile uyumlu olmalı
  • Katılımcı olmalı
  • Eylem planı üretmeli
  • Yıllık performans programı uygulamalı
  • Yıllık performans bütçesi yapmalı