Giriş

İdare sistemimiz, merkezden ve yerelden yönetime dayalı ikili bir sistem üzerine kurulmuştur. Anayasamız merkezden ve yerinden yönetim ilkesini birlikte benimsemiştir. Bu ikili yapı, bir yandan yönetim karmaşası getirir-ken, öte yandan yönetimler arası işbirliği ve birliktelik getirmektedir.

Ne var ki, sistem kendini yenileme ihtiyacı duyduğunda, dengeli deği-şim yerine birini güçlendirme ötekini zayıflatma yoluna gidilmektedir. Kay-beden de merkezi yönetimler, onun taşradaki yetki genişliğine dayanan yönetimleri olmaktadır. Bu da, devletin yerelden çekilmesi şeklinde algı-lanmaktadır. Eğilimler de bu yönde gelişmektedir.

Hem merkezi hem yerel yönetimlerin yetkileri hukuk düzeni içinde sa-yılmalarına rağmen fiili durumda, yereldeki uygulamalarda iç içelik ve ka-rışıklık yaşanmaktadır. Hatta aynı işin birkaç idareye görev olarak verildiği görülmektedir. Anayasaya göre halkın mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak yerel yönetimlerin temel görevidir. Aynı işi pek çok kamu kuru-mu da kanunlardan aldığı yetkiyle yapmaktadır.

Yerel yönetimlerin bir boyutu da gelecek yönetimi alanında karşımıza çıkmaktadır. Mevzuat idarelere hem günübirlik hayatı karşılama hem de ileriye yönelik gelişme görevi vermektedir.

Yerel yönetimler, hizmet ettikleri toplumun refah seviyesinin yüksel-mesi, hizmet sundukları alanın kalkınması için kaynak ve imkân kulla-nırlar. Bunu da plan yöntemleri ile yaparlar. Şimdiye kadar merkez planlı kalkınmayı “merkezi kalkınma” yoluyla yaparak kendini sınırlarken, yerel yönetimleri zorunlu görmemektedir. Onlar, merkezi planlarının seviyesi al-tında geleceklerini yine merkezle işbirliği içinde yerine getirmektedirler. Buradaki temel amaçlar, ülke bütünlüğünü bugün de yarın da bozmamak, bütün içinde bölgeler (iller) arası dengeli kalkınmak ve refahı yurt çapına yaymaktır. Ama fiili durum böyle olmamaktadır.

Bir yandan yerel yönetimler yetki, görev, kaynak yerinden güçlenirken, aynı zamanda karar organı olarak da güçlenmektedir. Öte yandan bugü-nüne ve geleceğine kendinin karar vereceği yönetim tarzına dönülmekte-dir. Artık yerel yönetimler kendi kararlarını kendi veren, kendi geleceklerini kendi planlayan organlara dönüşmektedir. Bunu yaparken de gücü hukuk düzeninden, desteği yerel halktan almaktadır.

Modern yerel yönetimler kendi kararlarını verecek, kaynakları vesayet olmadan kullanacaksa bunu nasıl yapacaktır?

Yerel yönetimlerin temel sorunları yetki kullanmanın ötesinde yerel ala-nın kaynak ve potansiyellerini harekete geçirmek, mevcut kaynakları etkin, verimli kullanmak, gelişmeyi sağlamaktır.

Kaynak kullanırken hangi adımları atılmalıdır?

  • Hukuka uygunluk
  • İhtiyacı karşılamak
  • Öncelik vermek (öncelikleri belirlemek)
  • Ortak payda sağlamak
  • Verimlilik
  • Amaca uygunluk

Hepsinin bir arada yer alması gözetilmesi, planlamanın işidir. Öyle ise kaynak kullanımında keyfiliği ve savurganlığı önlemenin yolu planlı dav-ranmaktan geçer.

Yerel yönetimlerin atacakları ilk adımın stratejik plan yapmak olduğu iyice anlaşılmaktadır. Her ne kadar plan yönetimi bağlasa, sınırlasa da, çi-zilen çerçeve yönetimin ufku yanı vizyonu olacağından, plan olmamasın-dan çok daha yarar getirecektir. En azından keyfiliği kaldıracak, akla geleni yapmaktan kurtaracak, baskılar sonucu harekete geçmekten alıkoyacaktır. Ortak akılla, katılımla, geleceği önceden görerek, stratejiler oluşturarak hizmet etme yolu açılacaktır.

Artık, yerel yönetimler stratejik plan yapımına itiraz etmiyorlar. Her dö-nem için plan yapılıyor. Ancak bugüne kadar yapılanların deneyimlerin-den, birikimlerinden ders çıkarmalı daha iyi, verimli, etkin plan yapılmalı-dır. Plan deneylerine bakalım.

  • Planlar zorlama ile yapılıyor. Henüz plan kültürü, deneyimi, birikimi oluşmuyor
  • Planlar ısmarlama yapılıyor. Çoğu birbirinden kopya alınıyor. Coğraf-yalar, şartlar ayrı ayrı olduğu hâlde benzer planlar yapılıyor
  • Planların içi doldurulamıyor. Stratejik plan hazırlama şablonunun içi emek verilmeden, katılım sağlanmadan, verilere dayanmadan doldu-rulmaya çalışılıyor
  • Plan yerel yönetim insan kaynakları tarafından yapılmıyor. Hem mev-zuat kurum eliyle yapılmasını istiyor, hem de planın tutarlı, gerçekçi olması için kurum içinden yapılması zorunluluğu doğuyor
  • Planlarda veri tabanı kullanılmıyor. Veri ve bilgiye dayanmayan plan-lar güncelliğini kaybediyor. Amaç, hedef ve stratejilere ulaşılamıyor
  • Planlar katılım sağlanmadan yapılıyor. Adeta kapalı kapılar ardında planlar yapılıyor. Sınırlı tutulan paydaşlar çalışmalara anket, bilgi alma düzeyinde katılıyor. Plan ihtiyaçlara cevap veremiyor
  • Plan üst yönetim tarafından en başından itibaren sahiplenilmiyor. Yöneticiler plan sürecinde kısa, ayaküstü bilgiler almakla yetiniyorlar.

Planın onayı ve uygulamasında vizyon, amaç, hedef, stratejik ve benzeri plan kararlarında etkili olmuyorlar. Neticede planı benimsemiyorlar

Bugün yerel alanda stratejik planlar bu ve benzeri sorunlar yaşıyor. Yeni dönemde planların yaşananlardan ders çıkarılarak yapılması hâlinde daha gerçekçi olacakları muhakkaktır.